"Sıkıntı, o devasız nekahet" demiş Cioran. Bugün de yendim seni. Her gün şekil değiştirerek ve biraz da (nereden güç aldığını anlamak zor) artarak geliyorsun. Sayende kendimi mario gibi hissetmeye başladım. Sona ne zaman ulaşacağım bilmiyorum. Bana güzel kahkahalar kazandırdığını es geçemem ama. Hakkını vermek gerekir şimdi. Biraz Amanita muscaria olsa fena olmazdı. Kafamı sürekli bir yerlere çarpıyorum, en fenası kendime ama kırmızı bir mantar çıkmıyor. Belki de çıkıyordur da ben her seferinde kaçırıyorumdur. Kaplumbağaların üzerine atlayıp sonra onları iki duvar arasında çarptırıp duruyorumdur. Haha. Canım da yok öyle fazladan harcayayım.
Biraz daha hırpalayacağım seni bu gece. Yarına yoracağım. "Bitkin düşürücü bir mukavemet koşusu" ne de olsa bu. Değil mi ama? Hah. Tam orası. Bekle, ısın, bekle, yenil. Bu şarkıda sana gelsin. Alçak.
Ha bir de unutmadan. Geceleri nasıl ayakta kalıyorum sanıyorsun? Sayende. Sen de olmasan..
Här skall jag finna min ro
Här skall jag finna min sinnesfrid
Här skall jag för evigt vila
och i Ägirs djupa salar min ångest begrava
Ett sista offer för Njord
Ett sista blot för välgång på färden
En hemlighet som skall bli min
Ingen ånger, vad böljorna giva..
3 Kasım 2012 Cumartesi
2 Kasım 2012 Cuma
Sightless
Gecenin öldürücü darbesi 2:36'da geliyor. Ama " I cannot die, i cannot see".
8 Ekim 2012 Pazartesi
Karanlık çöktü..
Karanlık çöktü. Şimdi her şey açığa çıkabilir. Tüm kapılar açılsın ve aksın pislikler sokaklara. Duvarların arkasında güven bulan bedenlerse geceye övgüler yağdırsın. Oysa bir kapı değil mi tüm huzuru yıkan? Tek bir adımla değişiyor yaşam. Tek bir adımla hormonlar giriyor devreye. Tek bir adımla şuurunu yitiriyor insan. Adımlar. Adımlar, adımların ötesini görebilmeyi gerektirmiyor bazen.
İnsanın aklındaki huzurlu fikirler bile, yer kendini bulana kadar sürüyor. Olurların peşine atılan ip gibiyiz. Biz ve düşüncelerimiz. Notre Musique'deki gibi çek ve tersine çevir. Burada hayal ürünü kesinlik değil. Belki de en gerçek olandır da bizden kaçıyordur. Hayallerin kabusu olduğuma inanmak, düşmesi kolay bir uçurumun başlangıcı gibi.
Doz aşımı bu yaşam. Fazla alan ölüyor. Çok da üzerine düşmemek, düşünmemek gerek. Bu duygu beni sardıkça kederlerimden kopuyorum, koptum. Gitgide artan kocaman bir evren ve küçülen beden.. Buraya şöyle bir göz atıyorum. Kopmamın önüne geçecek her adımı attım ama yine de düşüşü engelleyemedim. Bu yeryüzüne nasıl düştüysem şimdi başka bir evrene sürükleniyorum. Sonra bir başkası. Kendim olmaktan çıkana kadar sürüp giden bir savaş. Theseus bile anlamlandıramaz bu halimi. Eğer bunu düşünseydi gemisini bile yakardı çok geçmeden..
Yazıya not: Uzun soluklu şarkı ve kısa süreli sen. Yakın zamanda kalkacaksın tedavülden.
İnsanın aklındaki huzurlu fikirler bile, yer kendini bulana kadar sürüyor. Olurların peşine atılan ip gibiyiz. Biz ve düşüncelerimiz. Notre Musique'deki gibi çek ve tersine çevir. Burada hayal ürünü kesinlik değil. Belki de en gerçek olandır da bizden kaçıyordur. Hayallerin kabusu olduğuma inanmak, düşmesi kolay bir uçurumun başlangıcı gibi.
Doz aşımı bu yaşam. Fazla alan ölüyor. Çok da üzerine düşmemek, düşünmemek gerek. Bu duygu beni sardıkça kederlerimden kopuyorum, koptum. Gitgide artan kocaman bir evren ve küçülen beden.. Buraya şöyle bir göz atıyorum. Kopmamın önüne geçecek her adımı attım ama yine de düşüşü engelleyemedim. Bu yeryüzüne nasıl düştüysem şimdi başka bir evrene sürükleniyorum. Sonra bir başkası. Kendim olmaktan çıkana kadar sürüp giden bir savaş. Theseus bile anlamlandıramaz bu halimi. Eğer bunu düşünseydi gemisini bile yakardı çok geçmeden..
Yazıya not: Uzun soluklu şarkı ve kısa süreli sen. Yakın zamanda kalkacaksın tedavülden.
30 Ağustos 2012 Perşembe
3,14
Önce hafif bir tebessüm
ve sonrasında sızı.
Saat tam da 3:14'ü gösterirken,
pi sayısı gibi karmaşık ve akıp giden zaman içinde
kendiyle özdeş ifadeler
ve acı..
25.08.2012
ve sonrasında sızı.
Saat tam da 3:14'ü gösterirken,
pi sayısı gibi karmaşık ve akıp giden zaman içinde
kendiyle özdeş ifadeler
ve acı..
25.08.2012
17 Ağustos 2012 Cuma
21
Her şey kötülükte boğulmak zorundaymış gibi. Önce boğul sonra tekrar diril. Daha güçlü diril yok ama burada.. Daha kötü diril. Daha kötü uyan. Daha mutsuz bak. Daha iğrenç söv..
Bir şeylerin yokluğu diğer şeylere daha kötüye patlıyor. Yokken daha iyi. Ama hiçbir şey yokken. Varken kötü. Zaten bir şeyin varı az da olsa rahatlatmaz insanı. Yeterli doz diye bir şey yoktur. Tek bir doz vardır: öldürücü!
"Tanrının dahi kurtaramayacağı ruhlar vardır." der Cioran. Dizlerinin üzerine çökse de der o. Ben ağaçların serzenişini duysa dahi diyorum. Çünkü kurtarılamayacak ruh zaten bir ağaç kıpırtısına bağışlamaz kendini. Ya da doğanın o içten sarışına. Bir ruh vardır kurtarılamamaktan ötürüdür bu daha çok..
İçi geçmiş ölüm. İçi geçmiş yaşam. Kokuşmuşluk.. Farkına vardığım tek şey bu düzende: Tiksinti!
Devamı gelecektir. Ha bugün ha yarın.
Belki..
Bir şeylerin yokluğu diğer şeylere daha kötüye patlıyor. Yokken daha iyi. Ama hiçbir şey yokken. Varken kötü. Zaten bir şeyin varı az da olsa rahatlatmaz insanı. Yeterli doz diye bir şey yoktur. Tek bir doz vardır: öldürücü!
"Tanrının dahi kurtaramayacağı ruhlar vardır." der Cioran. Dizlerinin üzerine çökse de der o. Ben ağaçların serzenişini duysa dahi diyorum. Çünkü kurtarılamayacak ruh zaten bir ağaç kıpırtısına bağışlamaz kendini. Ya da doğanın o içten sarışına. Bir ruh vardır kurtarılamamaktan ötürüdür bu daha çok..
İçi geçmiş ölüm. İçi geçmiş yaşam. Kokuşmuşluk.. Farkına vardığım tek şey bu düzende: Tiksinti!
Devamı gelecektir. Ha bugün ha yarın.
Belki..
14 Ağustos 2012 Salı
Jesus died in Las Vegas
Bir defa dinlemenin kesmediği şarkılardan. Spiritual Front iyi iş çıkarmış..
"Nothing is more contagious than sin."
"Nothing is more contagious than sin."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)